bursa escort bayan görükle bayan escort
perabet giris adresi canli casino perabet 1xbet bahis kacak iddaa alanya escort bayan antalya escort bodrum escort seks hikayeleri sex hikayeleri seks hikayesi izmit escort porno izle
görükle escort escort bayan elit bayan escort escort kızlar bursa vip bayan eskort escort bayanlar escort
Her zaman ya zıyor ve söylüyoruz;
‘Eğitimin çöküşü, milletin çöküşüdür!’
Hatırlatmak için tekrar yazıyorum;
Kimine göre Güney Afrika’da, bazılarına göre ise bir başka ülkedeki üniversitenin ya da üniversitelerin girişinde şunlar yazıyor:
‘Bir ülkeyi yok etmek için, atom bombası veya uzun menzilli füzelere ihtiyaç yoktur.
Sadece eğitimin kalitesini düşürmek ve sınavlarda kopya çekilmesine izin vermek yeterlidir!’
Sonuç ne olur?
Bunu da anlatmışlar;
‘Hastalar, doktorların ellerinde ölür!
Binalar, mühendislerin ellerinde çöker!
Para, ekonomistlerin elinde kaybolur!
İnsanlık, din adamlarının elinde ölür.
Adalet, hakimlerin elinde yok olur!..’
Ne güzel anlatmışlar değil mi, eğitimin önemini…
Eğitim sadece okulla olmaz.
Eğitim yaşam boyu sürer…
*- YANLIŞTAN DÖNÜLMELİ
Yazmıştım, ‘mutlaka ve mutlaka hesap sorulmalıdır!’ diye…
Hatta Türk Ceza Kanunu’nda önemli değişiklikler yapılmalı.
Kanun Koyuculardan istediklerimi daha önce belirtmiştim.
Birincisi ve en önemlisi, ‘Hakaret davaları!’…
Bu işten büyük paralar kazananlar var…
Tabii bundan yararlanan çok hukukçu yani avukat da var.
Kaybeden hep vatandaş oluyor…
Ne demiştim, adam ya da kadın, yani kötü niyetli kişi mutlaka iki tane yalancı tanık buluyor ve ‘Bana hakaret etti!’ ya da ‘Küfür etti!’ diyor…
Mahkemeler bu tür dosyalarla dolu…
Sonra gelsin para cezaları ve hatta hapis…
Birincisi hapis cezası olmaz, olmamalı…
İnsanların hürriyetleri nasıl kesilir?
Bir türlü kabullenemiyorum…
Amerika’da böyle bir suçtan (!) hapis cezası var mı?
İngiltere’de ya da ileri ülkelerde var mı?
İnsanların bam teline bilerek ya da kışkırtarak bas, sonra da ‘Hakaret etti!’ diye şikayet et…
Devletin adalet mekanizması belli kişiler yüzünden çalışamaz hale getirilemez, getirilmemeli…
Birilerine gelir kaynağı haline getirilemez…
Bunu unutmamak lazım…
*- BURADA AF ve İDARE OLMAZ
Unutmamamız gerekeni ben söyleyeyim:
On binlerce yurttaşımızın hayatını kaybettiği deprem sonrası aralarında kim bulunursa bulunsun, ister politikacı ya da bakan olsun, isterse vali ve kaymakam olsun, isterse ilgili kurumların tamamı olsun, yaşanan tablonun birinci dereceden sorumluları olarak şüphelidirler.
Türk Ceza Kanunu’nda yer alan ‘Kasten öldürme’ başlıklı 81. Maddesi, Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi, Kasten yaralama (TCK m.86,87) Görevi kötüye kullanma (TCK m.257) ve soruşturma kapsamında toplanan delillere göre re’sen tespit edilecek diğer suçlar bakımından cezalandırılmalıdır.
Kasten öldürme, kasten yaralama, görevi kötüye kullanma gibi, hukuka aykırı işlem ve eylemleri sonucunda, yaşanan yıkım nedeniyle meydana gelen can kayıpları ve yaralanmaların öngörülebilirliği bakımından 5237 sayılı TCK’nın 81. maddesi kapsamı açık ve nettir.
Göz ardı edemeyiz!
Bazı hukukçular da belirtiyor:
‘Kasten öldürme ile 83. maddesi kapsamında ihmali davranışla kasten öldürme suçunu oluşturmaktadır. Yani suç duyurusunda bulunulabilir.’
Hepimiz şartları da biliyoruz, gelişmeleri de!
Her şeyden önce ülkemizin çok büyük bir doğal felaket yaşadığını kabul etmek gerekiyor.
Ama iddia edildiğine göre;
Bu büyük felaketin her şeye rağmen az hasarla ve can kaybı olmaksızın atlatılabilmesi mümkün iken cumhuriyet tarihinin görmüş olduğu en büyük felaketlerden bir tanesi haline gelmiş olması, (Bilimin gelmiş olduğu noktada depreme dayanıklı bina ve inşaatların yapımına dair teknolojinin mümkün ve uygulanabilir olması, halihazırda yaşanan felakette bu teknoloji ile yapılan binaların hasarsız bir şekilde ayakta durduğu gözetildiğinde ve uygun bir planlama ile depreme dayanaklı olmayan binalar için deprem öncesinde gerekli ve yeterli önlemlerin alınmamış olması gibi sebeplerle) doğrudan şüphelilerin sorumluluğundadır.
Bu bağlamda, sorumluluk yalnızca binaları inşa eden müteahhitlerde; yapıların mimari, statik ve her türlü plan, proje, resim ve hesaplarının hazırlanmasını ve bunların uygulanmasıyla ilgili fenni mesulleri, uzmanlık konularına ve ilgili kanunlarına göre sorumlukları bulunan teknik görevlilerde değil.
Bunlarla birlikte bu rant ekonomisini oluşturan, göz yuman buradan siyasi ve ekonomik olarak nemalananlar da suçludur.
Bunları da biliyor, görüyor, hissediyor, okuyoruz.
Yurttaşların yaşam haklarını, depremde gördüğümüz gibi, güvence altına almayan en alttaki kişiden, inşaatın kapısında durandan tutun da, en üsttekine, onun hatalarını görmeyen, denetlemeyen de suçludur.
Üç maymunu oynayanlar kimse, kimlerse mutlaka ve mutlaka ortaya çıkarılmalıdır.
Duymadım, görmedim, işitmedim gibi beylik laflar artık hiç kimseyi hak ettiği cezadan kurtarmamalıdır.
Sokaktaki sıradan vatandaşa sorun, anket yapın bakalım ne düşünüyorlar?
Gerçeklere sırt çevirenler, kar odaklı düzenin güvencesi haline gelmişler, nedense’ hep felaketlerden kendilerine zengin olarak kurtarıyorlar…
Hani seçimlerde ‘Yeter!’ sözcüğünü hem iktidar, hem muhalefet ortak görüş olarak kullanacaklarını açıkladılar ya, ben de artık ‘hizmet değil rant hesabı’ yaparak on binlerce insanımızı mezara koyanlara birlikte ‘Kırmızı kart’ gösterelim…
Birlik ve beraberlik içinde ‘Yeter’ diyelim..
Hepimiz hep Allah’ın huzurunda hem de mahkemelerde ‘hesap’ sorulurken, bildiklerimizi, yaşadıklarımızı hiç kimseden korkmadan, çekinmeden anlatmalıyız ki, belki birileri değil herkes, hepimiz aklımızı başımızı toplarız…
Yasalar da toplum için çıkarılır, birilerinin menfaati ve rant sağlamaları, ya da, öfke ve acıdan kendilerini yağdan kıl çeker gibi kurtarmaları önlenmelidir.
Öyle öfkeliyim, acımdan, üzüntümden yerinde duramıyorum ki, bunların yargılanıp hapse girmeleri, hak ettikleri cezaları bile herhalde en ufak bir indirimin bile yapılmasını da kabullenecek halde değilim, milyonlarca sağduyulu insanımız gibi…
*- BU İŞİN İDARESİ YOK!
Sorumlu listesi uzun!
İşte ilk aklımıza gelenler:
Tüm şüphelilerin yanı sıra, inşaat aşamasından itibaren görev yapan her türlü yapı denetim görevlileri ve ilgili kişiler;
binalara yapı kullanma izin belgesi veren, oturma izni veren görevli ve yetkililer;
onlara bu yönde emir ve talimat veren yetkililer;
Denetim görevini yerine getirmeyen ilgili belediye,
Bakanlık yetkilileri ile depremin gerçekleşmesinin ardından arama ve kurtarma çalışmalarının geç, eksik ya da hatalı başlaması neticesinde kayıpların artmasına sebep olan sorumluların ayrı ayrı tespiti gerekmiyor mu?
Sanıyorum; birçok savcı ve müfettiş görevlendirildi.
Umuyor ve bekliyorum;
Deliller karartılmadan bir an önce gerekeni hatır gönül dinlemeden yaparlar ve bizler de nasıl mucize olarak kurtulanlara seviniyorsak, bu haberlere de sevinir acımızı bir kenarda bekletiriz…
Bilgin Önder şöyle diyor:
‘Bu ülkenin sorunu ahlaksızlar, ahlaksızlıklar kadar, bunları alkışlayan, görmezden bilmezden gelen karaktersizlerdir…’